Okul Öncesi Dönemde Akran İlişkileri ve Zorbalık

Tahmini  Okunma  Süresi:  3 Dakika 50 Saniye

Yeni okul hayatına başlayan çocuklar, akranlarıyla etkileşimde bulunmakta ve arkadaşlık ilişkilerini geliştirmektedir. Okul öncesi dönemdeki olumlu akran ilişkileri, çocukların yaşamı boyunca sosyal kabulü ve sosyal yeterliğini etkileyebilmektedir. Okul öncesi dönemde, çocuğun sosyal ilişkilerini ve dolayısıyla akran ilişkisini biçimlendiren gelişim faktörleri bulunmaktadır. Konuşma becerisi , sosyal-duygusal gelişimi ve birçok değişken, okul öncesi  dönemdeki  akran ilişkilerini etkileyebilmektedir.   

Konuşma becerisi, akranlarıyla ilişkileri geliştirir, akranları tarafından da kabul edilmelerini arttırmaktadır. Konuşma becerisi düşük (sözel ifade edici dil becerisinin zayıflaması, cümle kuramama, cümle tamamlayamama, seslenildiğinde tepki vermeme, konuşma bozukluğu  vb.) olan çocuklar, akranlarıyla iletişim sorunları yaşamaktadır. Bu durum akran ortamında sosyal kabulünü engellemektedir. Ebeveynler, bu konuda problem yaşayan çocukları için bir uzmandan (Konuşma ve Dil Terapistinden), destek alması önerilir. Ayrıca dil gelişimini destekleyecek etkinlikler yapılması tavsiye edilir.   

Olumlu sosyal davranışlar (tanışma, nezaket, işbirliği, yardımseverlik, insan hakları vb.) okul öncesi dönemde akran ilişkilerinin olumlu yönde etkileyebilmektedir. Çocukların olumsuz duygularını uygun biçimde ifade etmesi ve ben merkezcilikten uzaklaşarak empati kurabilmesi akran ilişkilerini etkileyen önemli etkenlerdir. Kendini, olumsuz duygu ve düşüncesini ifade edemeyen çocuklar, akranlarıyla anlaşmazlıklar yaşayabilmekte ve saldırgan  davranışlar sergileyebilmektedir. Ebeveynler, bu konuda problem yaşayan çocukları için bir uzmandan (Psikolog, Oyun Terapisti) destek alması önerilir. Ayrıca çocukların sosyal ve duygusal becerilerini geliştirecek etkinlikler yapılması tavsiye edilir.

Okul öncesi dönemde zorbalığı tanımlamak oldukça güçtür. Öğretmenlerin, çocukların sınıf içi/dışı sergiledikleri davranışları gözlemlemesi bu noktada çok önemlidir. Akran Zorbalığını, çocukların aralarında güç eşitsizliği olduğu,zorbanınkarşısındaki akranına kasten zarar verme niyetinde olması ve, zamanda içinde bu durumun sık sık tekrarlıyor olması şekilde tanımlayabiliriz. Karşısındaki akranına fiziksel olarak şiddet uygulama(tekleme,vurma) veya sözel olarak alay etme,(gözlük kullanan bir çocuğa dört göz-lakap takma),aşağılama, söylentiler çıkarma, vb. ve sosyal olarak ise sosyal ortamdan dışlama(oyuna katmama) gibi durumlar yaşanabilmektedir. Zorba mağduru çocukların, özgüven eksikliği oluşabilmekte ve benlik gelişimi etkilenmektedir. Çocuklar sosyal bir ortama girmekle ilgili kaygıları oluşabilmekte, bu durum çocuklarda okul fobisi veya sosyal fobi olarak görülmektedir. Ebeveynler, bu konuda problem yaşayan çocuklar için uzmanlardan (öğretmenler, psikolog, rehber öğretmenlerinden) destek alması önerilir.

Zorba Mağduru Çocuklarda Belirtiler

Fiziksel Belirtiler:

  • Karın ağrısı
  • Baş ağrısı
  • Genel ağrılar
  • Uyku düzensizliği
  • Alt ıslatma(enürezis)

Duygusal Belirtiler:

  • Endişe/Kaygı/Korku
  • Üzüntü
  • Çökkünlük
  • Tedirginlik
  • Çaresizlik/Yetersizlik/Sevilmeme

Davranışsal Belirtiler:

  • Okul reddi
  • Konuşmama
  • Sosyal geri çekilme
  • Ağlama nöbetleri
  • Odaya kapanma
  • Kabuslar ve alt ıslatma

Yaygın Durumlar veya Etkilenen Alanlar:

  • Okul devamsızlığı/bırakma
  • Arkadaş edinmek için çaba sarfetmemesi
  • Okul veya oyun etkinliklerine katılmama
  • Az sayıda akranının olması
  • Eşyalarını kaybetmesi veya hasara uğraması

İnsanlar neden zorbaca davranır?

  • Güç duygusundan hoşlandıkları için,
  • Korkularını gizlemek için,
  • Mutsuz olduklarından,
  • Kendilerini sevmedikleri beğenmedikleri için,
  • Sevilmeden büyüdükleri için,
  • Hakkı olandan fazlasını almak için,
  • Kendilerini yetersiz ve aşağılanmış hissettiklerinden,
  • Sert ve dayanıklı izlenimi vermek için,
  • Başkaları tarafından beğenilmek için,
  • Popüler olmak için,
  • Her istenileni yapıldığından,
  • Diğer çocuklar gibi olamadıklarından,
  • Bir şeyleri başardıklarını hissetmediklerinden,

Akran zorbalığı ile baş etme stratejileri

  • Öncelikle hem zorbalığı uygulayan hem de zorba mağduru için bir uzmandan destek alınmalıdır.(Özgüvenini kazanması, öfke kontrolü, okul veya sosyal fobi vb.)
  • Ebeveynler, çocuklarına zorbalığın ne olduğu hakkında bilgilendirmelidir. Çocukların akranlarınla böyle çatışmaların yaşayıp yaşamadığını öğrenmelidir.
  • Ebeveynler, çocuklarını sosyal ve grup etkinliklere katılmaları konusunda teşvik etmelidir ve okul içinde ve dışında arkadaş edinmelerine yardımcı olunmalıdır.(Futbol, akran grup çalışmaları, drama, çocuk parkı vb).
  • Çocukların kendilerini savunması için stratejiler öğretilmelidir. Öğretmeninde veya çevresinde yardım istemesi veya zorbanın davranışları karşısında (Dur! Yapma! Yaptığın Çok Yanlış Bir Hareket! ) çevredekilerin duyabileceği ses tonuyla söylemesi gerektiğini konusunda bilgilendirin. Hatta bir oyunla bu durum karşısında ne yapması gerektiğinin provasını yapın.
  • Okuldan tüm öğrencilerin katılabileceği bir akran zorbalığıyla ilgili bilgilendirme/eğitim ve önleme çalışması yapmalarını isteyin.
Akran Zorbalığı ile İlgili Kitap Önerileri
Hem ebeveynlere hem de çocuklarla çalışanlara kitap önerisi

Ebeveyn Tutumlarının Çocuklar Üzerindeki Etkisi

Tahmini Okunma Süresi: 2 dakika 15 saniye

Toplumun  en  küçük  yapı taşı olan aile, çocuğun çevreye uyum sağlaması için ilk deneyimlerini gerçekleştirdiği yerdir. Bu nedenle de ailenin ve aile içi ilişkilerin birey üzerindeki etkileri hayatı boyunca etkili olmaktadır. Anne ve babanın  temel  görevi, çocuğun fiziksel, psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamak; çocuğun geliştirdiği kişilik yapısı ve çevre ile sağlıklı etkileşimde bulunması için ona yardımcı olmaktır.

Çocuk  ile kurulan ilişkide ebeveyn tutumları kadar bu tutumlarda sergiledikleri tutarlılıkları da belirleyici olmaktadır. Anne-babaların kişilik özellikleri, arzuları, başarıları kendi  çocukluklarında ebeveynlerinden algıladıkları tutumlar da çocukları ile olan ilişkilerinde etkilidir. Ayrıca eşlerin birbirini ve çocuklarını algılayış tarzı da çocuk yetiştirme tutumlarında önemli etkiye sahiptir. Ebeveynlerin çocuk kavramı ile ilgili düşünceleri ve doğum öncesi zihinlerinde oluşturdukları çocuk ilgili bilişsel şemalar, onların çocuk yetiştirme tutumlarını da belirlemektedir. Bebeğin planlanmış ya da beklenen bir bebek olup olmadığı, doğduğunda anne ve babanın yaşları, fiziksel ve ruhsal sağlık durumları, sosyoekonomik ve sosyokültürel seviyeleri, çalışıp çalışmadıkları, aynı evin içinde kaç kişi yaşadığı gibi birçok faktör de ebeveyn tutumlarıyla ilişkilidir.

Sağlıklı  çocuk yetiştirmede en uygun davranışın demokratik tutum olduğu kabul edilmektedir. Demokratik tutumu benimseyen ebeveynler, çocuklarına karşı koydukları kurallarında tutarlıdır ve kurallarının mantıklı açıklamalarını yaparlar. Çocuk, bu kurallara uyduğu sürece özgürdür. Çocuk ayrı bir kişi olarak kabul edilip, ona değer verilmekte ve bağımsız bir kişilik geliştirmesi teşvik edilmektedir.

Olumsuz tutumlarla (Otoriter, Aşırı Koruyucu ve İzin Verici)  çocuk yetiştiren ebeveynlerin çocuklarında ise çeşitli davranış bozuklarına rastlanması beklenen bir durumdur. Çünkü olumsuz ebeveyn tutumlarında, çocuğa ya aşırı baskı yapılmakta ya da aşırı serbestlik imkanı sunulmakta ve aynı zamanda çocuğa birbiriyle çelişen mesajlar da verilmektedir. Anne- babadan gelen mesajlarla sevilmediğini, istenmediğin, değersiz ya da yetersiz olduğunu duyumsayan çocukta saldırganlık, yalan söylemek ve hırsızlık yapmak gibi davranış bozuklukları ortaya çıkabilmektedir. Bu davranışlar, her zaman çocuğun kendisine zarar verici nitelikte olmayabilmekte ve gelecek yaşamında başarılı olmasını ve hedeflerine ulaşmasını engelleyici nitelikte de olabilmekte ve çocuk hem kendine hem de çevresine zarar veren bir kişilik geliştirebilmektedir.

Çocuğu baskının, korumacılığın ya da aşırı serbestliğin veya tutarsızlığın olmadığı bir ortamda, farklı seçenekleri görmesini ve tanımasını sağlayarak özgür bir şekilde olumlu tutum ve etkili iletişim becerileriyle yetiştirmek, çocuğun olumlu bir kişilik yapısı geliştirmesini sağlayacaktır.

Siz hangi ebeveyn tutumu benimsediğinizi merak ediyor musunuz?

Aşağıdaki ebeveyn tutum ölçeğini kendinize yapabilirsiniz.

Okula Yeni Başlayan Çocuklarda Ayrılık Kaygısı

Ayrılık kaygısı küçük çocukların birincil bakım veren kişilerden ayrılma durumuna gelişimsel süreçleriyle uyumlu olarak verdikleri bir yanıttır. Ayrılık kaygısı bebekte bağlanmanın başladığı 6. aydan itibaren görülmeye başlar, 13. ve 18. aylar arasında yoğunlaşır ve 3 yaşından itibaren çocuğun bilişsel gelişiminin bakım verenden ayrılmanın geçici bir durum olduğunu kavrayacak düzeye gelmesi ile birlikte azalmaya başlar. Altıncı aydan itibaren bebeklerde anneyi sürekli izleme ve anneden ayrıldığında huzursuzluk, ağlama, çevreyi araştırıcı davranışlarda azalma gözlenir. 18. ayda en yoğun halini alan bu durum 3 yaşına kadar normal olarak değerlendirilir. Çocuklar 3 yaşından itibaren annelerine ilişkin bir imajı zihinlerinde sürdürebilecek bilişsel olgunluğa ulaşırlar ve ayrılma kaygıları azalmaya başlar. Bu durum genellikle 3–5 yaş arasında sona erer ve çocuklar annelerinden ayrı kalmaya daha az tepki vermeyi öğrenirler. Ayrılık Kaygısı Bozukluğu(AKB) , çocuğun birincil bakım veren kişilerden ayrılma ile ilgili gelişimsel düzeyine uygun olmayan şekilde yoğun kaygı duyması ile ortaya çıkar. AKB’nin temel özelliği çocuğun temel bağlanma figürlerinden ayrı kalma ya da evden uzak olma ile ilgili aşırı korku ve endişe duymasıdır. Bu durum ayrılık sırasında olabileceği gibi ayrılık beklentisi olduğunda da ortaya çıkabilir. Çocuklar sıklıkla ağlayarak ayrılığa direnç gösterirler, eğer ayrılırlarsa kendilerinin ya da ebeveynlerinin başına gelebilecek bir olay nedeniyle ayrılığın kalıcı olacağı endişesini duyarlar

İşaretler ve Belirtiler

Düşünceler: (Not: çok küçük çocukların spesifik korku düşüncelerini tanımlanamayabilir)

  • Ya anneme ya da babama kötü bir şey olursa?
  • Ya kaybolursam?
  • Ya büyükannem beni okuldan sonra almayacaksa?
  • Ya kaçırılırsam?
  • Ya hastalanırsam ve annem bana yardım etmek için orada değilse?

Fiziksel Belirtiler:

  • Karın ağrıları
  • Baş dönmesi
  • Kalp çarpıntısı
  • Genel ağrılar
  • Baş ağrısı
  • Nefes darlığı ( boğuluyor gibi olma)

Duygular:

  • Anksiyete / endişe / korku
  • Utanç
  • Sıkıntı
  • Çaresizlik
  • Üzüntü
  • Öfke

Davranışlar

  • Okul reddi
  • Ebeveynsiz yeni etkinliklere veya gidiş yerlerine katılmaktan kaçınmak
  • Yalnız uyumayı reddetme
  • Kabuslar
  • Bir ebeveyni bulunmasını veya hazır bulundurmasını istemek
  • Ağlama veya öfke nöbeti
  • Bir odada yalnız kalamaz

Yaygın Durumlar veya Etkilenen Alanlar:

  • Okul devamsızlığı
  • Okul gezilerine katılmayı reddetmek
  • Ebeveynlerden uzak olma korkusuyla arkadaşlık kuramama ve sürdürememe
  • Çeşitli alanlarda bağımsızlık eksikliği (örneğin: uyumak, oynamak, sosyalleşmek vb.)
  • Aile üyeleri arasında artan bağımlılık

Ayrılma Kaygısıyla Nasıl Baş Edilir?

  • Okulun ilk haftası veya oryantasyon sürecinde kademeli olarak çocuğunuzdan uzaklaşmayı deneyin. İlk önce sınıfta bulunarak daha sonralarında sınıf kapısının dışında veya koridorda, okul bahçesinde…şekilde olabilir.
  • Hızlı bir elveda ritüelleri oluşturun. El sallama, sevgi dolu bir öpücük veya giderken battaniyesini, en sevdiği oyuncağını(oyuncak ayı) yanına almasına izin verin veya sağlayın. Vedalaşmayı kısa tutarak tatlı kalmasını sağlayın.
  • Tutarlı olun. Olabildiğince beklenmedik faktörleri önlemek için ayrıldığınız her gün aynı saatte aynı rutinle aynı bırakmayı deneyin.
  • Sözünüzü tutun, tutamayacağınız sözler vermeyin. Çocuğunuzun anlayabileceği zamanı tanımlayın. Öğleden sonra 3: 00’te dönecekseniz, bunu çocuğunuz anlayabileceği şekilde söyleyin; örneğin, “Şekerleme saatinden sonra ve öğleden sonra atıştırmalıklarından önce döneceğim.” deyin.
  • Ayrı kalmayla ilgili pratik yapın. Çocuğunuzu büyükannesinin evine götürün, oyun günleri programlayın, arkadaşlarınızın ve ailenizin hafta sonları çocuğunuzun bakımını sağlamasına izin verin (bir saat bile olur).Okul öncesi eğitime başlamadan önce, okula gitme pratiğini ve hatta ayrılmadan önce elveda ritüelinizi uygulayın.

Her şeyden önce anne baba olarak çocuğun ihtiyaçlarına yeterli düzeyde cevap vermek, sıcak, güven verici ve huzurlu bir aile ortamı oluşturmak bir gerekliliktir. Bu sayede çocuğun, aile bireylerinin hayatı boyunca yanında olacakları ve onu koruyacaklarına kuvvetle inanması sağlanabilir.

Elbette anne ve babaların koruyucu ve güven verici tutumunun altında, çocuğa ailenin güvenli, ancak ailenin olmadığı her yerin güvensiz olduğu mesajı yatmamalıdır. Bu açıdan aile, çocuğun özerkliğini destekleyen, bağımsız davranışlarını ödüllendirebilen bir anlayışa sahip olmalıdır.

Okula Yeni Başlayan  Kaygılı Çocuklar İçin Kitap Önerileri